|
EVCİL HAYVANLAR VE HUKUKSAL SORUNLAR
Av. AHMET KEMAL ŞENPOLAT(1)
I- GİRİŞ
Son zamanlarda ev hayvanl a r ı n ı n mahkemeye başvurularak
evden uzaklaştırılması yönünde davaların yoğunlaştığı ve 5199
sayılı Hayvanları Koruma Yasasına göre ev ve süs hayvanı s
ı n ı f ı n a giren hayvanların mahkeme kararıyla sahiplerinden
ayrılmak zorunda bırakıldığı görülmektedir. Özellikle kent
yaşamının insanı doğadan giderek uzaklaştırdığı, yalnızlaştrdığı
ve yabancılaştırdığı, beton binalar içine tutsak ettiği kentlerde
ev hayvanlarının insanlara ne denli yoldaş ve dost olduğunu
yadsıyamayız. Ancak evlerinde evcil hayvan besleyen kişilere
karşı açılan davaların apartman yönetim planındaki yasaklar
nedeniyle sulh hukuk mahkemelerinde tahliye ile sonuçlandığı
da bir gerçek... Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin tüm kararlarının
da bu doğrultuda olduğuna tanık oluyoruz.
II- TAHLİYEYE NEDEN OLAN "CAN"
Veterinerlerin yapmış olduğu yaklaşık hesaba göre İstanbul'da
sahipli hayvan sayısının 1 milyon, Ankara'da ise 500 bin civarında
olduğu tahmin edilmektedir. Ne yazık ki (bakımevlerinden sahiplenmek
yerine) pet shoplar ve üretim çiftliklerinden Türkiye'de günlük
olarak satılan hayvan sayısı ise ortalama 400-500 civarındadır.
Bir diğer deyişle önce batılı ülkelerde görülen sahipli hayvan
sayısındaki artış ülkemizde de yaşanmak-
tadır. Her ne kadar bunların ciddi sayılabilecek orandaki
bir kısmı yazlıkl a r d a k ı r l a r a terk edilmekte ise
de, geri kalanların birçoğu için yaşadıkları evlerden atılmaları
için yargı y o l una başvurulduğu da bir gerçektir. Genelde
komşular arasındaki husumetten kaynaklanan uyuşmazlıkların
nedeni her zamanki gibi hayvanlar üzerinde test edilmekte,
sahibiyle on yıl yaşamış, ömrünün sonuna gelmiş, hatta sokağa
ya da bakımevine bırakılsa yaşama olanağı kalmayacak hayvanların
tahliyesine hukuk (1) İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu
Başkanı yoluyla ısrar etmenin ardında hayvandan çok sahibine
karşı duyulan husumet bulunmaktadır.
Bu incelemenin amacı asla hayvanseverleri tutan yanlı bir
inceleme yapmak değildir. Çünkü şunu da kabul etmek gerekir
ki kimi hayvanseverler, toplumun asgari müşterek kurallarını
zorlayacak derecede de bazı katlanma limitlerini zorlamaktadırlar.
Bir dairede 10-20 kedinin beslenmesi ya da ortak mahallerde
hayvanların dışkılarının temizlenmemesi ya da toplu ulaşım
araçlarında hayvanların koltuklar üzerine çıkartılması
aslında birçok kişinin bunlara antipatiyle yaklaşmasına da
neden olmaktadır. Herkesten, bir hayvandan korkmamayı beklemek
iyimserlik olur. Her kesimin göstereceği tepkinin çok farklı
olması doğaldır. Kimi korkar, kimi sevgi duyar, kimi tiksinir.
Ancak kuralların istisnai birkaç kişi tarafından zorlanması
bu kez hayvanları koruma kanunun yetersiz olduğu yakınmasına
uzanmaktadır. Oysa aslolan toplu yaşamın belirlemiş olduğu
kültür düzeyi ile orantılı olarak yazılı olmayan kimi düzenlemelerin
varlığıdır. Örf adet hukuku da bunun başında gelir. Ne yazık
ki, kuralların kimi bilinçsiz hayvan severler tarafından bu
denli zorlanmaya çalışılması bilinçli ve sağduyulu biçimde
olaylara yaklaşan, kurallara
uyan hayvan severin ve onun "can"ın da yanmasına
neden olabilecek sonuçlara varmaktadır. Az önce de belirttiğimiz
üzere bu tip davalarda genelde karşımıza çıkan somut durum
hayvanın varlığından çok aslında komşuları ile bir biçimde
apartman yaşayışı içinde hayvan sahibi arasında geçimsizlik
olmasıdır. Yani, asıl neden hayvanın varlığından çok, yanlar
arasında örneğin ortak giderlere katılmama, dini nedenler,
aşırı temizlik hastalığı, müziğin sesini sonuna kadar açma
ya da nedensiz şekilde komşuya herhangi bir nedenden çekememezliğe
girdiğinde insanlar hemen mahkemeye koşarak
bu kişinin evinde kedi var, köpek besliyor diye dava açmalarıdır…
Şunu tarafsız olarak kabul etmek gerekir ki aslında bu apartmanlarda
görmeye alışık olduğumuz tartışmalarda en suçsuz olan hayvanlardır.
Ancak tahliyesi istenen de yine onlardır. Onlar sadece "yumuşak
karın" dır..
III- HUKUKİ PROSEDÜR BAŞLIYOR
Kimsenin sahip olduğu hayvanının ihtarname ile ya da site
veya apartman olağan toplantsında alınan kararla ya da belediye
zabıtasının kararı ile ya da imza toplanarak TAHLİYE EDİLMESİ
mümkün değildir. Tahliye edilecek hayvan için mutlaka mahkemeden
karar alınması şarttır. Hele bu tahliye işlemi için belediye
zabıtasının daha çabuk ve seri hareket etmesi nedeniyle kullanılmaya
çalışması olayın traji komik boyutudur. Belediye zabıtası
ancak hijyen koşullarına uyulup uyulmadığı konusunda yetkilidir.
Aksi takdirde mahkeme kararı olmadan evinize girerlerse konut
dokunulmazlığı suçunu bile işlemiş olabilirler. Onun görevi
asgari sağlık koşullarına aykırı bir durum varsa idari para
cezası kesebilene kadardır, fakat tek başına adeta bir mahkeme
imiş gibi tahliyeye
karar veremez. -602 İSTANBUL BAROSU DERGİSİ o Cilt: 81 o Sayı:
2 o Yıl 2007
Uygulamada hayvan sahipleri kendilerini "mazlum ve çekingen
" olarak gördüklerinden ve hep suç işleyen potansiyel
kişilermiş gibi bakıldıklarından, bu tipten uyarılarla korkutulduğu
da gözlemlenmektedir. Türk Medeni Yasasının 737. maddesi;
taşınmaz maliki ya da kullananını, komşusuna zarar verecek
her türlü davranışlardan kaçınmakla yükümlü tutulmuş ve komşular
arasındaki birtakım çıkarları dengede tutabilmek
için, her komşunun bazı davranışlardan kaçınma ve bazılarına
katlanma ödevleri ile yükümlü kılmıştır. Aynı maddenin 2.
fıkrası ile de, "özellikle taşınmazın durumuna, niteliğine
ve yerel örf ve adete göre, komşular arasında hoş görülebilecek
dereceyi aşan gürültü veya sarsıntı yaparak rahatsızlık verme"yi
yasaklamıştır.
IV-SORUNUN COZUMSUZLU/ÜNE NEDEN OLAN APARTMAN YÖNETİM PLANI!
Mahkemelere ev hayvanlarının tahliyesi için açılan davalarda
adeta standarta dönüşmüş olan uygulama, tapudan apartman yönetim
planının getirtilerek orada yasak hüküm olup olmasına göre
değişmektedir. Apartmanda bulunan tüm kat malikleri toplanıp
hayvandan şikayet etmediklerini yazılı olarak beyan etseler
ya da tanık olarak ifade verseler bile yıllar önce tapuya
bir şekilde dercedilmiş apartman yönetim planının bu yasağını
aşamamaktadırlar. Bir diğer deyişle, apartman ya da site yönetim
planında kimi durumlarda "kedi köpek tavuk keçi vs gibi
hayvan beslenemez" ibarelerinin bulunması mahkemelerin
bu kadar kolay tahliyeye karar vermelerine neden olmaktadır.
Bu konudaki görüşüm mahkemelerin ve Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin
doğrudan bu maddeye bakarak karar vermelerinin vicdani ve
hakkaniyete uygun olmadığıdır. Çünkü orada belirtilen yasak
maddesi ev ve süs hayvanı olmayan yabani ya da çiftlik hayvanları
içindir. Düşünün ki evinde tavuk besleyenler, inek besleyenler
hatta yabani hayvan besleyenler vardır. Bu maddeyi evinde
kuş kedi akvaryum balığı besleyenlere kadar uygulamak isteyen
ve bu nedenle komşusunu sırf bu "yumuşak karnı "
nedeniyle tahliyeye zorlamak isteyenler kanunun arkasına dolanmaktadır.
Dini inanışı nedeniyle ya da aşırı temizlik hastalığı olan
kişi hayvana karşı olduğunu söyleyemeyen kişi örneğin yıllar
önce tapuya konulmuş bu yasak maddesini sevmediği komşusu
önüne mahkemede delil olarak sunar, bu yasak maddesini kendi
çıkarları için kullanmaktadır.
Açıkçası kimse de ev satın alırken tapudaki yönetim planını
detaylı olarak inceleyip bakmaz. Çünkü ileride böyle bir maddenin
koz olarak aleyhine kullanılacağını da öngöremez. Mahkemeler
de ne yazık ki buradaki hayvan beslenemez yasağını çok geniş
ve "sert" olarak yorumlamaktadır. Sesi soluğu çıkmayan
bir felçli kedinin, hiçbir komşuya rahatsızlık vermeyen köpeğin,
astım hastalığına neden olduğu garanti bile olmayan bir
Hayvan Hakları ve Hukuksal Sorunlar o Av. A. K. Şenpolat 603
kanaryanın evden tahliyesi sadece bu yasak var diye bir tavuk,
koyun, inek gibi çiftlik hayvanları ya da piton yılanı, timsah
gibi yabanıl hayatta yaşaması gerekli hayvanlarla değerlendirilmesi
mümkün müdür? Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 1991 yılında vermiş
olduğu bir kararında hayvanlara o zamanki bakış açısını aynen
şöyle dediğini burada da önemli olarak vurgulamamız gerekir.
"Köpek, evcil bir hayvan olup günümüzde bir çok ailenin
beslediği hayvanlardandır. O nedenle köpeğin bizatihi varlığının
rahatsız edici bir unsur olarak kabulü mümkün değildir."(2)
Az önce de belirttiğimiz üzere İstanbul gibi büyük bir kentlerde
yaklaşı k bir milyona yakın ev hayvanı olduğu tahmin edilmektedir.
Dünya
ulusları da birçok ev hayvanı ile beraber yaşamaktadır. 21.
yy Türkiye'sinin hayvanlara bakış açısı artık 30-40 yıl öncesinin
bakış açısı olamaz. Apartman yönetim planındaki özellikle
ev hayvanları için getirilen yasak hükümlerin bu denli kesin
yorumlanmaması gerekir. Bu yasağın aslında iyi niyet kurallarını
zorlayanlar ile çiftlik ve yabani hayvanlar için konulduğu
yorumlanmalıdır. Bir diğer deyişle, apartmanda çiftlik hayvanı
besleyen (tavuk, keçi, inek vs) gibi kişilere uygulanan yasak
kapsamı bir çok kişinin beslediği kedi köpek kanarya (hatta
akvaryum balığı) için yorumlanmamalıdır. Nitekim aynı görüşte
olan değerli hukukçu Mustafa Reşit Karahasan'ı n görüşlerini
buraya almakta fayda görüyorum: "Yönetim planına konan
yasak hüküm ile MK md 661/II hükmünün örtüştü
ğü söz götürmez. Öyleyse yönetim planında hayvan beslemenin
yasaklanması, başlı başlına hayvanın apartmandan atılmasının
dayanağı yapılamaz. Böyle bir uyuşmazlıkta hakim, örneğin
bağımsız bölümde beslenen köpeğin komşuları rahatsız edip
etmediği, çevreyi kirletip kirletmediği konularını araştırmalı,
soruşturma sonucu böyle bir durum olmadığı kanı sına varırsa
davayı reddetmelidir."
"Bu bilgilerin ışığında belirtelim ki, her ne kadar KMK
md.28/II ile yönetim planının kat maliklerince nasıl değiştirilebileceği
belirlenmiş ise de, iradeyi gösteren davranışlar ya da irade
etkinliğinden biri ile, kat maliklerinin örtülü irade açığa
vurması ile de hayvan beslenmesine ilişkin yönetim planında
yer almış olan hükmün değiştirilmesine hiçbir engel yoktur.
Kat maliklerinden birinin, örneğin köpek beslenmesinin sürekli
olduğunu
gören ve bilen öteki kat maliklerinin uzun sayılabilecek bir
zaman diliminde, bu durumu bildikleri ve gördükleri halde
buna karşı koymamış (ses çıkarmamış, itiraz etmemiş) olmaları
kısacası, bu tutumları örtülü (zımni) irade açığa vurmasıdır
ki, böylece örneğin köpek beslemeyi onayladıkları, yönetim
planının bununla ilgili hükmünün değiştirilmiş olduğu kabul
edilmek gerekir. Üstelik yönetim planındaki yasağa karşın,
uzunca sayılabilecek bir zaman diliminde ses çıkarmayan, durumu
gören ve bilen kat malikleri 604 İSTANBUL BAROSU DERGİSİ o
Cilt: 81 o Sayı: 2 o Yıl 2007
___________________________________________________
((2) Bu kararlarhttp://www.haytap.org sitesinde yayınlanmaktadır.
(ki KMK md. 28/III'teki 4/5 ölçüyü bu olasılıkta da uygulanmalıdır)
örneğin bağımsız bölümde köpek besleyen kat maliklerinde güven
yaratmış olurlar ki, uzun bir süreden sonra, komşuluk hukuk
sınırlarını aşmayan, rahatsızlık vermeyen, etrafı kirletmeyen
bir hayvanın apartmandan atılması nı istemek, doğruluk ve
güven kurallarına (MK md. 2, KMK md. 18/I) tümüyle aykırıdır.(3)
Yine aynı şekilde ;
"…şöyle ki, YASA KOYUCUNUN MANTI/INDA, HAYVAN BESLENMESİ
NİN YASAKLANACAK BİR DAVRANIŞ OLMADI/I YATAR; gerçekte de
bu yönden yasaklayıcı bir hükme yer verilmemiştir. Yönetim
planın da bir hüküm yoksa, hayvan (özellikle de köpek) beslemenin
rahatsız edici olup olmadığı konusunda, her somut olaydaki
durum ve koşullara göre gerekirse bilirkişiden de rapor alarak,
hakim, hakseverlik ve denkseverlik (MK. md. 4) kurallarının
ışığın altında, hayvan sevgisinin kökleşmesine olanak da verecek
biçimde uyuşmazlığa çözüm bulmalıdır. Önemle belirtelim ki,
KMK md 18/1 hükmünün uygulanmasında da gözetilmesi gereken
MK md 661 çerçevesinde hayvan beslemeden daha yoğun kapsamlı
rahatsızlık vermeden önce, bunun giderilmesi için somut önlemlerin
bulunup bulunmadığı, bilirkişi kanalı ile soruşturulup varsa,
eş değişle alınacak önlemlerle bu sakıncalar giderilebiliyor
ise, işte bu durumda, hakim, gerekli önlemlerin alınarak sakıncaların
giderilmesine karar vermekle yetinmektedir; bu bağlamda, eylemin
tümden yasaklanması (uğraşın durdurulması, tümden engellenmesi)
söz konusu olmamaktadır. Şimdiye kadar kökleşen yargıtay inançların
bulduğu bu çözümün, hayvan besleme olayları içinde geçerli
olduğunda duraksanamaz. O nedenle, hayvan komşuları rahatsız
etmiyor, sahibi kat maliki, apartmanın kirletilmemesi için
gerekeni yapıyor, önlemler alıyor, böylece temizliğin ihlal
edilmesi gibi bir durum ortaya çıkmıyor ise, hayvanın beslenmesi
yasaklanamaz." Şimdiye kadar yapılan açıklamaların ışığında
belirtelim ki, salt yönetim planı ile hayvan beslemenin yasaklanması,
hayvanın apartmandan atılmasına neden olamaz. Eğer hayvan
komşuları rahatsız etmiyor, çevreyi de kirletmiyor ise, yönetim
planında yasak hüküm var diye, dışarı atılamaz."(
4) Aslında durumun bu kadar açık olduğu, yasa koyucunun asıl
amacının hayvan sevgisinin, doğa sevgisinin yerleşmesinin
tartışılmaz olduğu bir konuda yıllar önce maktu şekilde edinilmiş
ve kat maliklerinin ortak iradaleri dışında şeklen tapuya
işlenmiş, apartman yönetim planından yıllarca sonra bir yasak
hüküm çıkarıp kullanmanın da ne derece iyiniyet kuralları
ile bağdaştığı tartışılır.
Hayvan Hakları ve Hukuksal Sorunlar o Av. A. K. Şenpolat 605
___________________________________________________
(3) Mustafa Reşit Karahasan ,Mülkiyet ve Kat Mülkiyeti Hukuku,
1999, cilt 3 , sayfa 215vd
Yıllarca hayvan besleyen kişiye ses çıkarmayıp, komşuluk ilişkileri
kötüye gittikten sonra dava açmak ve hayvanın tahliyesini
istemek ya da aynı yasağı ihlal eden başka komşulara karşın
onlara dava açmayıp sadece birisinin üzerine gitmek de bu
yönetim planının ne denli kötüye kullanıldığının bir göstergesidir.
Oysa yapılması gereken, özellikle TMK 737. maddesi uyarınca
rahatsı zlık unsurunun, komşular tarafından katlanabilme yükümlülüğünün
bir bilirkişi kurulunca özellikle keşif yoluyla belirlenmesinden
ibarettir. Konusunda uzman bir veteriner hekim şikayet söz
konusu olan hayvanın yaşadığı toplu alanda sesinin ya da tüylerinin
nesnel sınırları zorlayacak derecede olup olmadığı, verilen
eğitim komutlarını tam olarak algılayıp algılamadığı, insanlara
zarar verecek bir yapıda olup olmadığı, aşılarının düzenli
olarak yapılıp yapılmadığı, bu kontroller sonucu hayvanın
toplu yaşam alanları için bir zarar oluşturma olasılığının
ayrıntılı olarak incelemesi gerekir. Bilirkişinin özellikle
keşif ile saptayacağı bu
durum yargıcın vereceği karara destek teşkil etmelidir.(5)
Nasıl ki apartman yönetim planında yasak OLMADI/INDA, yasağın
olmaması kimseye örneğin evinde keçi, inek, tavuk ya da kobra
yılanı beslemesine izin verme anlamı doğurmaz ise yani tolerans
sınırı TMK 737 kapsamında değerlendirilemez ise ya da yasak
yok diye bu hayvanların bir apartman katında yaşamasına izin
verilmez ise, yasak var diye de ev ve süs hayvanlarının nesnel
nedensiz tahliyesine doğrudan karar verilememesi gerekir.
Yani yargıç her somut durumda yerinde inceleme, keşif ve gerekiyorsa
bilirkişiden görüş almalıdır. Öte yandan, Yargıtay'ın çeşitli
kez onamış olduğu tahliye yönündeki kararlar özellikle 2006
yılında çıkmış 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunun uygulama
yönetmeliğinin çıkmasından önce olduğunu da anımsamalıyız.
2006 yılında yürürlüğe giren ve Çevre Bakanlığı tarafından
çıkarılan Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliği(6)
ise bu konuya DESİBEL ölçütü getirmiştir. Bundan önceki uygulamalarda
herhangi bir komşunun durup dururken yakınması ya da apartman
yönetim planlarındaki kedi ve köpek besleme yasağının mahkeme
kararıyla hayvanların evden atılmasına yeterli olmaktaydı.
Hiç değilse 2006 yılında çıkan Hayvanların Korunmasına Dair
Uygulama Yönetmeliği uygulamadaki bu haksızlığı gidermesi
gerekir.
606 İSTANBUL BAROSU DERGİSİ o Cilt: 81 o Sayı: 2 o Yıl 2007
___________________________________________________
(4) Mustafa Reşit Karahasan ,Mülkiyet ve Kat Mülkiyeti Hukuku,
1999, cilt 3 , sayfa 217vd (5) İstanbul 4 Sulh Hukuk mahkemesinin
1998/603E ve 1999/632K sayılı bu konuda vermiş olduğu gerekçeli
karardan : "Köpeğin cinsi, durumu, uzman bilirkişinin
raporu, bulunduğu dairenin hemzemin oluşu, tanık beyanları
ve keşifte gözlendiği üzere davacı yan köpeğin katlanılmaz
bir rahatsızlık ve zarar yarattığını ispatlayamadığından davanın
reddine karar vermek gerekmiştir." Kararın tam metni
için :http://www.haytap.org (6) Yönetmeliğin tam metni içinhttp://www.haytap.org
sitesinden ulaşılabilir. Hayvanın evden atılabilmesi için
en azından gürültü sınırını aştığının ve nesnel sınırların
zorlandığının kanıtlanması gerekmektedir. Doğa Koruma ve Milli
Parklar Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan yönetmelik,
evde yaşayan hayvanlarla ilgili apartman sakinleri arası nda
çıkan uyuşmazlıkların ve genellikle mahkeme kararıyla sahiplerinin
ve hayvanların haksız yere ayrılması ve evden atılmasıyla
sonuçlanabilen bu uygulamanın bir sona ermesini sağlamalıdır.
Bu arada sayın hukukçulardan 12.04.2006 yılında çıkan yönetmeliğin
özellikle 10. ve 12. maddelerine dikkat çekiyoruz. Hayvan
sahiplerinin görev ve sorumlulukları MADDE 10- (1) Ev ve süs
hayvanı veya kontrollü hayvanı bulunduranlar ile yeni hayvan
sahiplenecekler;
…
/) hayvan sahibi ya da hayvan muhafaza eden kurum ve kuruluş,
sahibi bulunduğu hayvanın ses düzeyini kontrol altına almak
üzere, söz konusu hayvan ya da hayvanların yaşama ortamına
en yakın konutta bulunan bir yatak odası için ses basıncı
düzeyi ve oturma odaları için de kabul edilebilir ses basıncı
düzeyleri ile ilgili olarak 1/7/2005 tarihli ve 25862 sayılı
resmi gazete'de yayımlanan çevresel gürültünün değerlendirilmesi
ve yönetimi yönetmeliğindeki (2002/49/ec) değerleri sağlamakla,
görevli ve sorumludur.
Özellikle aynı yönetmeliğin 12. maddenin d fıkrası da sahiplenilen
hayvanın terkini yasaklamıştır. Ev ve Süs Hayvanı ve Kontrollü
Hayvan Sahiplenilmesi ve Bulundurulması
Ev ve Süs Hayvanı ile Kontrollü Hayvan Bulundurma ve Sahiplenilmesi
Şartları MADDE 12- (1) Ev ve süs hayvanı ile kontrollü hayvanı
bulunduran veya yeni hayvan sahipleneceklerde aşağıdaki şartlar
aranır:
d) Sahiplenilen hayvanlar TERK EDİLEMEZ, ancak yeniden sahiplendirme
yapılabilir ya da geçici hayvan bakımevlerine teslim edilebilir.
Uygulamada bilindiği üzere yönetici ya da apartman sakini,
hayvan çevreye rahatsızlık vermese bile, dava açabilmekte
ve Yargıtay'ın yerleşmiş onama kararları doğrultusunda tahliye
kararını çok rahat bir şekilde alabilmektedirler. Ancak, artık
yönetmeliğin ilgili maddesi, yakınmacılara iddialarını ispatlama
zorunluluğu getirdiğinin göz önünde bulundurulması gerekir.
Yeni yönetmeliğe göre yakınma konusu olan ev hayvanının ses
desibeli ölçülmesini, eğer gürültü sınırı aşılmamışsa kedi
ve köpeklerin sahipleriyle yaşamasına olanak verilmesi gerekmektedir.
Yakınma haklı ve sınır aşılıyorsa ancak o zaman yargı yolu
açılabilmelidir. Ya da Hayvan Hakları ve Hukuksal Sorunlar
o Av. A. K. Şenpolat 607 söz konusu olan hayvanın tüyleri
ise bilirkişiden bu tüylerin insanları rahatsız edip etmeyeceği
yönünde rapor alınmalıdır.
V- 5199 sayılı HAYVANLARI KORUMA KANUNU AÇISINDAN BAKIŞ
5199 sayılı HAYVANLARI KORUMA KANUNU Haziran 2004 yılında
yürürlüğe girmiştir. Yapılan çeşitli uluslararası sözleşmeler
ve pratik ihtiyacı n doğurduğu gereksinimler böyle bir yasanın
çıkmasını zorunlu kılmıştır. Bu yasada korunan yarar aslında
HAYVAN SEVERLERİN DE/İL, HAYVANLARIN HAKLARIDIR. Yasa koyucu
onların da her şeyden önce
bir hakkı olduğunu kabul etmiştir. Her ne kadar bu yasa bir
kabahatler kanunu da olsa uygulamada bu tipten davalarda bu
yasa apartman yönetim planın önüne geçememekte ya da mahkemeler
tarafından dikkate alınmamaktadır. Adı geçen yasanın 5. maddesinin
son fıkrası aynen şöyle demektedir:
"Ev ve süs hayvanları ile kontrollü hayvanlardan, doğal
yaşama ortamlarına tekrar uyum sağlayamayacak durumda olanlar
terk edilemez"
Görüldüğü üzere yeni yasa açıkça yaşama ortamlarına tekrar
uyum sağlayamayacak olan hayvanların terk edilemeyeceğine
dair amir hüküm koymuştur. Hatta bu yasanın emredici hükmüne
aykırı hareket edenlere karşı para cezası ile yaptırım öngörülmüştür.
Burada yasa maddesi ile bir sözleşme olan yönetim planı çelişmektedir.
Bu çelişmede yasa hükmü sözleşmenin gerisine düşürülemez.
Eş deyişle yasa hükmüne aykırı sözleşme maddesinin geçerliliğinden
söz edilemez . Uygulamada mahkemeler tahliye yönünde karar
verdiği zaman bir çok hayvan sahibi onca yıldır yanında olan
hayvanını terk edemediği için yaşadığı konutu terk etme yolunu
seçmektedir. Yargıtay 18. Hukuk dairesinin biran önce bu konuyla
ilgili görüş değiştirip Hayvanları Koruma Kanunu çerçevesinde
bir kararlılığa ulaşması gerekmektedir.
VI- TÜRKİYE Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi'nin
Onaylanması Hakkında 2003/6168 Sayılı uluslararası YASAYA
İMZA ATMIŞTIR.(7) 15.7.2003 tarihli EV HAYVANLARININ KORUNMASINA
DAİR AVRUPA SÖZLEŞMESİNİN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDU/U HAKKINDA
KANUN'la 28.08.2003 tarihinde bu sözleşme yürürlüğe girmiştir.
Yasanın altında tüm hükümet üyelerinin, Cumhurbaşkanının imzası
vardır. Resmi gazetede yayınlanmıştır. Bu yasanın 3. maddesi
kimsenin ev
608 İSTANBUL BAROSU DERGİSİ o Cilt: 81 o Sayı: 2 o Yıl 2007
___________________________________________________
(7) 2003/6168 Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi'nin
Onaylanması Hakkında Karar
hayvanını terk edemeyeceğini hüküm altına almıştır. Öte yandan
bu yasanı n bizi ilgilendiren teknik hukuki yanı 1982 Anayasamızın
90/son fıkrasına göre uluslararası sözleşmeler yasa hükmünde
olduğu yönündeki ifadesidir.
1982 ANAYASASI MADDE 90/SON :
"Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası anlaşmalar
kanun hükmündedir. Bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiası
ile anayasa mahkemesine başvurulamaz." Dolayısıyla bu
sözleşmeler TBMM'den çıkmış yasalardan farksızdır. İç hukuk
düzenlemeleridir. Ancak hukukçularımız nedense anayasanın
90. maddesini de uygulamada fazlaca dikkate almamaktadırlar.
Tüm dünya ev hayvanları ve doğa ile barışık bir şekilde yaşarken,
bizim bir hayvanı husumet konusu yapmamız düşündürücüdür.
VII - TAHLİYE KARARI ÜZERİNE HAYVAN SAHİBİNİNİN KOZU
Yukarıda anlatılan nedenlerle herhangi bir hayvanın evden
çıkarılması na karar verildiğinde bu kez hayvan sahibi olan
kat maliki sulh hukuk mahkemesinde kendisine dava açmış olan
kişi ya da apartman yönetimine karşı oturdukları binadaki
projeye aykırılıkları dava konusu etmekte ve eski hale getirme
istemektedirler. Yani, bir tahliye kararının icraya konulmasının
engellenmesi için apartman ya da sitede bir hukuk savaşı başlamaktadır.
Hemen hemen her evin iç dekorasyonunda tadilat yapıldığı,
kolonları kirişleri kesildiği, balkonların projeye aykırı
olarak içeriye dahil edildiği düşünülürse hayvanların tahliyesini
isteyenlere karşı işleyiş tersine dönmekte, dava açana başka
bir dosya ile karşı dava açılmaktadı r! Mahkemeler aslında
gereksiz bir hukuk savaşı içine sürüklenmekte, yasalar bu
nedenle kullanılmakta ancak dava dilekçelerinde bu durum özellikle
belirtilmemektedir. Olayın bu duruma gelmesindeki en büyük
neden apartman yönetim planının sert uygulanmasından kaynaklanmaktadır.
Bu husumetler o dereceye varmaktadır ki, kimi zaman tahliyeyi
isteyen taraf o daireden taşınmış bile olsa icra kanalıyla
muhakkak hayvanın tahliyesini uygulatmak için icra dairelerine
başvurulmaktadır.(8)
Hayvan Hakları ve Hukuksal Sorunlar
o Av. A. K. Şenpolat 609
___________________________________________________
(8) Kartal 2. İcra Mahkemesinin 2005/ 178E ve 2005/331 K sayılı
talebin REDDİ kararı davalı takip alacaklısının oturduğu daireye
bitişik dairede beslediği köpeklerden rahatsız olduğu iddiası
ile davacı takip borçlusu aleyhine dava açıp kendi adına karar
aldıktan sonra oturduğu daireyi 23.03.2006 tarihinde satmış
ve o apartmandan taşınmıştır. Bu husus taraf vekillerince
de kabul edilmiş olup tartışma konusu değildir. Dolayısi ile
davacı takip borçlusunun kendi dairesinde köpek besleyip bulundurmasından
06.04.2005 takip tarihi itibari ile davalının rahatsız olması
söz konusu değildir. Takip dayanağı karar apartmanla ilgili
değil, davalı alacaklısı şahsı için verilmiştir. Bu bakımdan
davalının sattığı daireyi satın alan yeni malik ya da kiracı
kendi adına dava açıp aynı şekilde karar almadığı sürece davalının
şahsı için ilama dayanak benzer bir hak iddiasında bulunamayacağı
gibi, aynı ilamı kendi lehine takibe koymak hak ve sıfatı
da yoktur. Mahkeme kararlarının kesinleşmesinden sonra Şili
ya da yasal zorunluluklar nedeni ile ilamın taraşarının değişmesi
halinde, o ilamı infaz ve uygulama hakkı değişen tarafa geçer.
Aynı şekilde ilamın konusunun değişen koşullar nedeniyle taraşar
için bir fayda sağlanamayacağının ortaya çıkması halinde de
taraşarın o davanın infazını istemeleri doğru olmadığı gibi
hakkın kötüye kullanılmasına da yol açar.
VIII- "BARINAK" SEÇENEĞİ
Şimdiye kadar olayın hukuki boyutlarını kısa olarak anlatmaya
çalıştık. Yine de bir şekilde bahsi geçen hayvanlar için tahliye
kararı verildiğinde buraya sunamadığımız adına "barınak"
denilen yerlerin fotoğraşarına dikkatinizi çekmek gerekir.
Bu görüntüler ne yazık ki Türkiye'nin gözlerden ırak kanayan
bir yarasıdır. Yaşamaya mahkum edilmiş, terkedilmiş hayvanlarla
dolu yerlerdir bu bölgeler. Yerel yetkililer, idari makamlar
ise gerekli önlemleri hiçbir biçimde almamakta, kaynak sağlamamakta,
yeterli personel ve altyapıyı sunmamaktadırlar. Bakımevi olarak
çalışması gereken fakat adına barınak adı verilen çoğu tamamıyla
kapasitesinin üstünde, mevzuata aykırı bulunan bu yerler olası
tahliye kararı nda icra müdürlüğünün bu köpekleri göndereceği
yerlerdir. Bu adına barınak denilen, nazi kampı koşullarından
daha vahim durumda olan, "canların" adeta yaşamaya
mahkum edildiği hapishanelerdir. Bugüne kadar kimseye zararı
olmamış hayvanlar için bu yönde bir istemde bulunmak öncelikle
merhamet ilkeleri ile bağdaşmamaktadır. Özellikle Yargıtay
18. Hukuk Dairesinin bu konuda vereceği kararlar
Türkiye'de en azından bu konuda bir anlayışın değişmesine
neden olacaktır. Yinelemek gerekir ki burada savunduğumuz
hayvan severlerin hakları değil, hayvanların yaşam hakkıdır.
Sahipleri ile duygusal ilişkiler kuran, gözlerini açtığı zaman
onları annesi, babası, kardeşleri gibi gören hayvanların alıştıkları
ortamdan hukuk zoruyla koparılmaları, barınaklara sürüklenmeleri
çoğu kez bu hayvanları n sterese girmesine ve yaşamlarını
yitirmesine neden olmaktadır. İnsanların doğanın sahibi olarak
kendilerini görmesi ve başka canlılara yaşam hakkı tanımaması
uygarlık sayılabilir mi? Uyuşmazlığın çözümlenmesinde özellikle
Medeni Kanunumuzun 4.maddesi (hakseverlik ve denkseverlik
ilkesi) büyük bir destek oluşturacaktır. Sayın mahkemenin
Kat Mülkiyeti Yasasını ve yeni çıkan Hayvanları Koruma Yasasını
birlikte uygulaması hayvan haklarının önemini kavraması, çağdaş
ve modern hukukun başarısı olacaktır.
610 İSTANBUL BAROSU DERGİSİ o Cilt: 81 o Sayı: 2 o Yıl 2007
___________________________________________________
Davalı dairesini satıp taşındığına göre, davacının kendi dairesinde
besleyip sakladığı köpeklerden rahatsızlığı düşünülemeyeceği
gibi aynı binada oturmadığı başka bir dairede pay sahibi bulunmuşsa
da davalıya ilamın bu yönden infazını istemek hakkı vermez.
Davalının hukuki ve mantıklı bir hakkı ve menfaati bulunmadığı
halde şeklen taraf olduğu ilamın infazını istemesi açıkca
hakkın suistimali olduğundan davacı borçlusu şikayeti haklı
yerinde ve yasal bulunduğundan davanın kabulüne takipteki
"Köpeklerin Evden Uzaklaştırılması" ile ilgili talebin
iptaline karar vermek gerekmiştir.
Temyiz üzerine Yargıtay 12. hukuk dairesi bu kararı 8.12.2006
tarihinde 2005/20397 E ve 2005/24399 sayılı kararı ile ONAMIŞ,
yerel mahkemenin verdiği gerekçeyi değiştirmemiştir. Kararın
tam metni için:http://www.haytap.org
http://www.hukuki.net/hukuk/index.php?article=1916
|